Cumartesi, 08 Haziran 2019 22:55

Miyom Tedavisi Nasıl Yapılır?

 Bazı hastalarda şikayete neden olmayan miyomların büyüme göstermesi ileride sorunlara neden olacağından, bunlarında tedavi edilmesi gerekir. Miyom tedavisinde çok çeşitli tedavi seçenekleri vardır.

Miyom tedavisi için uygulanan yöntemler

Hormon tedavisi: Bu tedavi sırasında hastalara menopoz oluşturacak kadar östrojen düzeyini düşürecek GnRH agonistleri adlı ilaçlardan verilir. Bu sayede miyomların küçültülmesi ve miyomları besleyen damarların incelmesi amaçlanır. Bu sayede hastaların yakınmalarında azalma meydana gelir. Hormon tedavisinin kesilmesinden sonra miyomlar hızla eski durumuna döner. Ayrıca bu ilaçların uzun bir süre kullanıması hastalarda kemik erimesi ve menopoz belirtilerinin oluşmasına sebep olur. Bu yüzden bu tedavi seçeneği kısa süreli iyileşme gerektirecek durumlarda tercih edilir. Genellikle diğer tedavi yöntemlerini kullanmak istemeyenlerde kısa süre rahatlık sağlamak amacıyla ya da miyomektomi ameliyatı öncesinde kanamaları azaltmak amacıyla kullanılır.

Miyomektomi: Bu tedavi seçeneği hastalara genel anestezi uygulanarak, rahimde olan miyomların tek tek alınmasını sağlar. Bu tedavi yoluyla rahimin alınmasına gerek kalmadan, kadınlarda doğurganlık özelliğinin korunmasını sağlanır. Bu ameliyatlar genellikle karından açık yöntemle yapılsa da, laparoskopik veya histeroskopik yöntemle de uygulanabilir. Çekilen Mr sonucunda rahimde miyom tespit edildiğinde, en uygun tedavi yöntemi olarak uygulanabilir. Miyom sayısının artması tedaviyi güçleştirir. Hem ameliyat süresi daha uzun olur, hem de hastada daha fazla kan kaybı meydana gelir. Bu yüzden hastanede kalış süresi uzar ve komplikasyonlar daha fazla olur. Bu hastalarda ameliyatın tekrar edilmesi gerekebilir.

Histerektomi: Bu tedavi yönteminde genel anestezi uygulanarak, rahim miyomlarla birlikte alınır. Bu yöntem hastanın 40 yaşın üzerinde olmasında yumurtalıklarında alınmasıyla uygulanır. Genellikle rahimde çok fazla miyomu bulunan, menopoza girmiş ya da çocuk sahibi olmak istemeyen kadınlarda bu yöntem tercih edilir. Bu tedavi yönteminde hem miyomların tedavisi yapılmış olur, hem de yumurtalık ve rahim kanseri riski ortadan kaldırılmış olur. Ameliyat sonrasında hastalara yumurtalıklardan salgılanan hormonlar ilaç tedavisi içinde verilir. Bu yöntem özellikle diğer tedavi yollarından sonuç alamayan hastalara tavsiye edilir.

Embolizasyon: Bu tedavi yönteminde hastalarda lokal anestezi kullanılmaktadır. Kasıktan girilen ince bir katater yardımıyla rahmi besleyen atardamarlara girilir. Bu damarları tıkayan tanecikler kataterle verilir. Bu şekilde miyomların beslenmesi kesilir. Meydana gelen doku ölümü sonunda miyomlarda küçülme olur, meydana gelen yakınmalar ortadan kalkar. Hastalarda olan ağrılar, kanamalar önemli oranda azalır. Rahimin diğer dokuları ise bu işlemden etkilenmez. Buradaki dokular karındaki diğer damarlardan beslendikleri için yapılan embolizasyon işlemi onları etkilemez. Bu tedavi yöntemi rahimde olan miyomların tedavisinde son yıllarda oladukça sık kullanılan bir tedavidir. Bu yöntemin en önemli avantajları arasında, yapılan işlem sırasında herhangi bir kesi yapılmaması, lokal anestezi altında uygulanması ve hastaların yapılan işlemden sonraki gün hastaneden çıkabilmesi sayılabilir. Uygulanan bu yöntemin histerektomiden daha üstün olması, rahmin bütünlüğünün korunması, miyomektomiden üstün olması sadece miyomların alınmasıyla ilgili değildir. Rahimde olan bütün miyomlar üzerinde etkisi vardır. Fakat her tedavi yöntemi gibi, embolizasyon tedavisinde hastaların doğru seçilmesi gerekir. Bu şekilde daha fazla başarı sağlayacak bir tedavidir. Özellikle deneyimli bir radyoloji uzmanından bu konuda fikir alınarak tedaviye başlanmalıdır.

Kategori SSS
Cumartesi, 08 Haziran 2019 22:31

Miyomlar Hamileliğe Engel mi?

Miyomların olumsuz etkilerinde hamileliği engelleme ve hamilelik döneminde çeşitli sorunlara neden olma gibi sorunlar bulunabilir. Ancak her kadında aynı etkileri göstermeyebilirler. Miyomların küçük olması halinde gebelikte fazla etkisi olmadığı söylenebilir. Toplumda yaşanan gebeliklerde yaklaşık % 5 oranında miyom tespiti yapılmaktadır. Miyomların büyümesiyle birlikte gebelikte sorun yaşanması söz konusu olabilir. Bu sorunlar arasında düşükler, erken doğum riski, erken doğum kanaması, erken membran rüptürü bulunabilir. Gebelikte ilk on hafta içinde miyomlarda % 30 kadar büyüme meydana gelebilir. Bazı anne adaylarında ikinci ve üçüncü trimesterde büyüme gösteren miyomlarda izlenmiştir. Bu nedenle miyomlara rağmen gebelik oluşmuşsa, kadınların yakından takip edilmesi gerekir.

Miyomların gebeliğe engel teşkil etmesi yerleşimleri ve boyutlarıyla bağlantılıdır. Miyomların kısırlık nedeni olarak kabul edilebilmesi için, kadındaki diğer kısırlık nedenlerinin araştırılması ve bunlarda sorun olmaması gerekir. Kısırlık sorunu çeken kadınların miyomları varsa, bunların % 40 ında yapılan miyom çıkarma ameliyatı sonrasında, doğal yollardan gebelik elde edilebilir.

Miyomlar kadınların çoğunda gebe kalma ve gebeliği taşıma konusunda fazla sorun çıkarmaz. Ancak rahmin duvarına baskı yapan, rahim boşluğunun sınırlarını zorlayan bir miyomu olan kadında, embriyonun rahme yerleşmesinde olumsuz etkiler yapabilirler. Bu durumda miyomların uygun bir yöntemle çıkarılması gündeme gelebilir. Rahmin kas yapısından oluştuğu bilinmektedir. Miyomlar rahmin kas tabakasından oluştuğundan, bunların gebeliğin oluşmasında olumsuz etki yapması için bazı etkenlerin bulunması gerekir. Bunlar her zaman belirtildiği gibi, gebeliği etkileyebilecek alanlarda yerleşmeleri, çok büyük olmaları ya da sayıca fazla olmaları gibi olumsuz etkenlerdir.

Miyomlar gebeliği nasıl engeller?

Miyomların yerleşimi tüplere yakın alanlarda olduğunda, tüplere baskı yapacağından buradan yumurta ve spermin geçişine engel olabilir. Dolayısıyla yumurta ve spermin döllenmesini engellemiş olur. Bu durumda kadında gebelik elde edilemez. Döllenmenin bir şekilde olması halinde, rahimdeki endometrium yüzeyinde bozukluğa neden olarak burada embriyonun yapışmasına engel olabilir. Büyüme gösteren miyomlarda, rahimde genel olarak şekil bozukluğuna neden olabilir, dolaşıma engel olur. Bu durumların oluşması gebeliğin düşükle sonuçlanmasına sebep olabilir. Bu nedenle tekrarlayan düşük sorunu olan kadınların miyomların varlığı açısından sorgulanması tavsiye edilir. Rahim içinde büyüyen miyom nedeniyle bebeğin gelişimine yeteri kadar yer kalmazsa, bu durumda erken dönemde yani gebeliğin gelişimine izin verilmeden erken doğum olabilir. Bunun dışında plasental yapışma anomalileri, fetusun doğum yolundaki pozisyonunda anormallik, zor doğum gibi sorunların yaşanması olasıdır.

Miyomların etkisi doğum sonrasına da sarkabilir. Rahmin kasılmasına engel olacaklarından, eski duruma dönüşü zorlaştırırlar. Genellikle gebelikten önce bulunan miyomlar gebeliğin seyrinde direkt ya da indirekt etkilere neden olabilir. Miyomların gebelik üzerindeki etkileri yerleşim alanına göre, boyutuna göre ve sayısına bağlı olarak değişim gösterir.

Kadınlarda tüplerin tıkanmasına miyomlar sebep olabilir

Kadınlarda meydana gelen kısırlık sebeplerinin yaklaşık üçte ikisi tüplerdeki tıkanıklıklardan kaynaklanır. Üreme organlarında rahme uzanan iki kanal bulunmaktadır. Bunlar rahmin sağında ve solunda yer alır. Bu tüplerdeki tıkanıklık olması, üreme sistemini etkilemektedir. Kısırlıkta bu sorun tubal faktör olarak tanımlanır. Miyomlar tüplere yakın alanlarda yerleşip baskı yaptığında, kadında bu soruna neden olarak gebe kalmayı engelleyebilir.

Tüplerden birisinin tıkanması halinde

Kadında tüplerin tek taraflı olarak tıkanması halinde, bu tüpten yumurta hücresi ulaşması gereken yere gidemez. Bu durumda yumurtanın rahme ulaşması mümkün olmaz. Ancak açık olan diğer tüpten yumurta hücresinin rahme ulaşma olanağı bulunmaktadır. Bu durumda kadının her iki tüpü açık olan kadınlara göre, doğal yollardan gebe kalma olasılığı azalmaktadır. Miyomların bu şekilde bir soruna neden olması, kadının gebe kalmakta zorlanmasına neden olur. Bu durumda kadının yaşının ilerlemiş olmasında ve uzun süre gebe kalamadıysa, tüp bebek tedavisi uygulanması faydalı olur.

Tüplerin her ikisinin tıkanması halinde

Miyomun kadının her iki tüpünün tıkanmasına neden olması halinde, doğal koşullarda gebe kalması mümkün olmaz. Bu durumda kadının yaşının, miyomun durumunun değerlendirilerek miyom çıkarma ameliyatı uygulanması ya da miyoma tedavi uygulanmadan tüp bebek tedavisi düşünülebilir. Bunun için kadının tüplerindeki tıkanıklığın teşhis edilmesi gerekir. Tüplerde tıkanıklık olması yumurtalıklardan yumurta hücresi salgılanmasını etkilemez. Sadece yumurtanın rahme ulaşmasına engel teşkil eder.

Tüplerin miyom nedeniyle tıkandığı nasıl belirlenir?

Bu durumda en belirleyici yöntem laparoskopi yapılmasıdır. Bazı durumlarda rahim filmi de çekilebilir. Ancak en güvenli yol laparoskopi yapılmasıdır. Miyomu olduğu tespit edilen kadınların, gebe kalma sorunu yaşaması halinde tüplerin tıkalı olup olmadığı belirlenmelidir.

Gebelikten önce miyomu olan kadınlar ne yapmalıdır?

Özellikle büyük boydaki miyomları olan kadınlar, bunları gebelik planından önce çıkartmalıdır. Bu şekilde gebeliğin oluşması riskli olabilir. Planlı olmayan bir gebelikte kadının gebe kalması durumunda ise, kadın daha sıkı takip altında olmalıdır. Gebeliğin her dönemindeki ağrılar özenle takip edilmeli, dayanılmaz ağrılarda erken doğumun olmaması için, ağrının azaltılması ve rahimde olan kasılmaların azaltılması için müdahale edilmesi gerekir. Yapılan müdahalelerin yetersiz kalması halinde, gebelik sırasında miyomun çıkarılması için ameliyat uygulanabilir. Ancak bu genellikle riskli olduğundan, ameliyatın deneyimli bir cerrah tarafından özenle yapılması, acil doğum olasılığı açısından yeni doğan ünitesi olan hastanenin tercih edilmesi gerekir.

Gebelik süresince miyomlar belirti vermeden durursa, doğum zamanı beklenir. Doğumun sezaryenle olması halinde, yüzeysel olanlar, rahmin dışında olanlar alınabilir. Fakat rahmin kas tabakasına yerleşen miyomlar, anne adayında yoğun kanamaya neden olabileceğinden fazla tercih edilmez. Bu durumda kan kaybı nedeniyle kadının rahmi alınmak zorunda kalınabilir, kadının yaşamı riske girebilir.

Miyomların gebelik üzerinde etkileri neler olabilir?

Miyomlar gebeliğin düşükle neticelenmesine neden olabilir.

Gebelik süresince rahim içinde fazla yer tutan miyomlar, bebeğin gelişime engel olabilirler.

Bebeğin eşinin vaktinden önce, gebelikte ayrılmasına neden olarak bebeğin ölümüne, annenin riske girmesine sebep olabilirler.

Gebeliğin doğumla sonuçlanması durumunda, bebeğin başı dışında poposuyla, omuzuyla vs. gelmesine neden olabilirler Miyomların gebelik üzerindeki en önemli etkilerinden olan doğumdan sonra kanamaya neden olmalarıdır. Çünkü miyomu ya da miyomları olan anne adaylarının doğumdan sonra kanama riski 6 kat daha fazladır.

Miyomlar kadınlarda kısırlık sebebi olur mu?

Bu konuda yapılan araştırmalarda, kadınların kısırlık sebepleri incelenmiş ve araştırma içinde kadınlardaki kısırlıkta % 5 oranında miyomlar sorumlu tutulmuştur. Bu özellikle büyüklüğü fazla olan miyomların tüpler ve yumurta arasında olan üreme ilişkisini bozmasından kaynaklanmaktadır. Ayrıca rahim içine yerleşmiş olan miyomlarda rahim iç zarının incelmesine neden olarak, bu alanda kanamaların oluşmasına sebep olarak, gebeliğin oluşmasına engel olabilir. Bu durumda embriyonun rahme yerleşmesi engellenerek, gebe kalmayı zorlaştırabiliyor. Rahim iç boşluğundaki miyomlarda rahim ağzı ve rahimde şekil bozukluğuna neden olduklarından, yine embriyonun yerleşiminde sorun çıkarıyorlar. Bu olumsuz etkilerin belirlenmesiyle, uzmanlar kadınlara gebelik planlamasından önce miyom taraması yapılmasını tavsiye ediyorlar.

Kategori SSS
Cumartesi, 08 Haziran 2019 22:30

Miyom Nedir?

Myomlar,

Kadın rahim dokusundan kaynaklanır.
Rahimde ya da rahim ağzında, düz kaslardan gelişerek oluşur.
Yuvarlak şekillidir.
Pembe renklidir.
İyi huylu ( selim ur ) tümördür.
Uterus ( rahim ) içinde her yerde görülebilirler.
Miyomlar çoğu kez belirti vermedikleri için başka bir şikayetle yapılan jinekolojik muayene sırasında ya da hamilelik nedeni ile yapılan ultrasonlarda rastlantı sonucu tespit edilirler. Ancak eğer miyomların büyümesi gibi bir durum söz konusu ise

Adet kanamalarının artması
Cinsel ilişki ardından kanama görülmesi
Adet arası dönemde ara kanamalar olması
Sık idrara çıkma
Karında büyüme ya da şişlik hissedilmesi
Adet dönemlerinde ya da cinsel ilişki sırasında kuyruk sokumuna doğru ağrı duyulması
Kanamalardaki artışa bağlı olarak kansızlıkla ilgili bulgulara rastlanması gibi belirtiler de ortaya çıkabilir.
Miyomlar ( bulundukları yere göre ) 3’e ayrılırlar:

1. Rahmin dış tabakasında görülen Subseröz Myomlar: Karında ve sırtta şiddetli ağrılar oluşturan, çevre organlara baskı yapan, kanama yapmayan miyomlardır.

2. Rahmin orta tabakasında görülen İntramural Myomlar: En sık görülen miyomlardır. Çevre organlara baskı yapar ve karında şiddetli ağrı oluştururlar. Adet kanamalarını artırıp ve adet sürelerini uzatırlar. Ayrıca büyümeleri neticesinde karında dolgunluk hissedilmesine neden olurlar.

3. Rahmin iç tabakasında görülen Subkümöz Myomlar: En az görülen fakat en fazla kanamaya yol açan miyomlardır.

Myomların etkileri her hastada aynı şekilde görülmez. Boyutları çok küçük olan bir rahim iç tabakası miyomu ( subkümözmyom ) etrafını tahriş edip, adet arası dönemlerde düzensiz kanamalara yol açabilirken, boyutları ve sayısı çok daha büyük olan rahim dış tabakası miyomu ( subserözmyom) hiç belirti vermeyebilir.

Günümüzde henüz tam olarak miyomların neden oluştuğunun cevabı bulunamamıştır. Ancak yapılan çalışmalar, hareketsiz, edanter ( durağan ) bir hayat tarzı benimseyen ya da obezite hastalığı ( şişmanlık ) olan kadınlarda miyomların daha sık görüldüğü gözlenmiştir. Yine buna bağlı olarak atletik yapılı ve hareketli bir yaşam tarzı olan kadınlarda miyomlar daha seyrek olarak görülmüştür. Bu durumda miyomlardan korunmak içinçeşitli kas aktivitelerinin öneminin belirlenmesi ile ilgili çalışmalar hız kazanmıştır.

Myomların tanısında;

Ultrasonografi (Ağrısız ve acısız olarak karın üstünden ya da vajina içine sokulan bir aparatla vasıtasıyla, ses dalgalarının yarattığı görüntüler doğrultusunda, iç genital organların değerlendirilmesi)
Histeroskopi (Işın teloskopi cihazı vasıtasıyla vajina ve rahim boynunun aşılıp rahim içinin incelenmesi )
Laparoskopi (Laparoskop vasıtasıyla karın içinin incelenmesi )
Histerosalpingografi ( Vajinal yoldan rahim ağzının içine ince bir tüp vasıtasıyla ilaç verilmesi ve bu ilacın da tüplerden geçip karın boşluğuna yayılması ile görüntü elde edilmesi, diğer adıyla ilaçlı film tekniği ) yöntemlerinden faydalanılır.
Miyom vakaları incelendiğinde genel olarak miyomlar ile östrojen hormonu arasında doğru orantı olduğu gözlemlenmiştir. Buna bağlı olarak küçük boyutlardaki miyomların kadınlık hormonunun azalması ve menopoza girilmesi durumunda küçüldüğü ya da kaybolduğu görülmüştür. Bu nedenle rahatsızlık vermeyen miyomların tedavisinde bekle gör yönteminin uygulanmasının uygun olacağı ve doktor kontrolünde olmak kaydı ile herhangi bir cerrahi müdahale yapılmadan vücutta kalmasının sorun oluşturmayacağı fikrine varılmıştır. Ancak bu durum daha büyük boyutlardaki miyomlar için geçerli değildir. Doktorun insiyatifi ile belirlediği uygun metotla bu tür miyomların tedavisi yapılmalıdır.

Kategori SSS